İÇİMDEKİ BENDEN ÖTE BEN...VE TUTAMADIKLARIM... - Blogcu
İÇİMDEKİ BENDEN ÖTE BEN...VE TUTAMADIKLARIM...
15/2/2009 - Yıllar Sonra
Yıllar sonra, içimi hiç kimsenin titretemeyeceğini düşündüğüm bir dönemde rastladım sana. Aşk yok, diye ortalıkta bangır bangır bağırırken tanıdım seni. Karşıma oturduğunda bilemezdim şimdi bana bu satırları yazdıran adamın sen olacağını. Ansızın kaplayıverdi beni sıcaklığın, jelatinin içindeki mutlu kadın bendim o masada. Usul usul dokundu parmakların beni sardığın jelatine. Gözlerinde gizlenen hüzün ilk anlarda korkuttu beni. Yorulmak istemiyordum, başka bir kadını özleyen adamın yükünü taşımaktan. Öyle güven vericiydi ki ellerin, her dokunuşun ‘korkma sakın, hüzün yok’ dedi.
Birkaç gün, birkaç sohbet bile yetti seni içime yerleştirmeye. Belki sende şaşırdın, belki sende inanmadın, belki de bir boşluğu seninle doldurduğumu sandın. Böyle düşündüysen eğer, aldandın. Yıllardır kimse dolduramadıysa bu boşluğu, demek ki bir farkın vardı. Saçma olsa da, uzun süreceğini hissediyordum, bitmesinden korkuyordum.
Belli ki senin de korkuların vardı, gereksiz olduğuna inandığım bir sürü korku ve anlayamadığım kendini kaptırmama isteği. Unutma; uzaklık, sevmeye hiçbir zaman engel olamazdı ki.
Ve her sayılı gün gibi, bizimki de geçip gitti. Yaşanacak pek çok an yaşanamadan, göğsünde bir gece bile uyuyamadan bitti. Son defa öperken sen yüzümden, içim titreyince fark ettim, kimsenin yıllardır yapamadığını senin yaptığını. Arkama bile dönüp bakamadım, baksam ağlardım, baksam koşup sana yeniden sarılırdım, baksam…
Saatlerce yalnız yürümek istedim senden ayrıldıktan sonra, her yüz yabancı, her bakış acı geldi. Çocukluğumu özledim, bebeğimin şeker kokan saçlarını, ben ağlayınca babamın saçlarımı okşayıp; beni kucağına almasını özledim, hemen dinen gözyaşlarımı, aşkın ne demek olduğunu bilmemeyi özledim.
Ev karanlık, ev kanatıcı, ev soğuk ve oldukça sessiz geldi, üstelik sensiz. Oysa sen hiç bu evde bile olmamıştın ama aynı şehirde olduğunu bile bilmek; benim için burada olman demekti. Hemen bir bira açarak, başıma diktim. Soğuktu, içim daha da üşüyordu şimdi. Odamda bir kenarda uzun süredir beni bekleyen yan flütümü aldım elime. Nota sehpamdaki karmakarışık duran notalara baktım, aralarındaki birkaç bilgisayar çıktısı resme. Ve senin için çaldım.
Sen duymadın, ben çaldım, flüt ağladı.
Ne zaman döneceksin bilmiyorum ama şehir seni bir sevgililer günü sonrası yolcu ediyor. Sanırım anlamsız olduğunu düşündüğüm bu gün bile sen olunca bir anlam ifade ediyor. Güle güle sevgilim, gördüğün her denizin mavisine sor beni, gördüğün her hüzünlü kadının gözlerine, birayı bardakla değil de şişeyle içmeyi seven insanlara sor, özgürce içtiğin sigaranın dumanına, siyah boğazlı kazağının üzerindeki parfümün kokusuna, mezarlığın kenarında arabada yaşanan yağmurlu bir geceye sor, bileğimde değil de avucumun içinde olduğunu gördüğünde şaşırdığın nabzımın atışına sor, bir tek bana, sadece bana sorma ‘nasılsın’ diye. Nasıl olacağımı inan ben de bilmiyorum.
Soğuk bir gecenin sabahında ayaza vuruyor gözlerim,
Uykusuzluğuma inat, özlemlerime inat, sana inat gülümsemeye çalışıyorum.
Oysa yine kendine kıvrılmıştı gece,
Ve yine kendine kıvrılmıştı beden
Bense ikisinin üzerine kalın bir battaniye örterek ısıtmaya çalışmıştım,
Isınmaya çalışmıştım.
(Olmamıştı)
Seni daha çok özlediğimi yüzüme yüzüme vurdu yağmur
Ve işte o an olmaması gereken bir şey oldu
Alt kattan yayılan müzik sesi, beni daha çok savurdu;
' 'Biliyorum sen yine parmak uclarında üşüyorsun. Aramızda kıvrılıp yatan uzaklığa inat Ayaklarınla kasıklarımın kasırgasını Ellerinle yüreğimde yaktığın ateşi düşlüyorsun. Sularımız sızıp karışıyor ay karanlıkta Ve çırılçıplak bir ırmağa dönüşüyoruz yatağımızda.. Apansız pencerende gülümsüyor güneş ne güzel. Bütün parmakların tıkır tıkır işliyor İştahla gülüyorsun yaşamaktır aşk Geceyle gündüzün sessiz gecişimidir bir uyku boyunda. Delice bir yangın parmaklarının buzulunda Ah şahrut her yerimiz nasıl da şaşırıp kalmaya istekli''
Not:Tırnak işareti içindeki kısım 'Acıya Gülmek' türküsünden alıntıdır..
üşüyor-um, bir soğuk akdeniz sabahını anımsatıyor şimdi bakışlarım, her zaman sıcağımı görmeye alışanlar şaşırıyor, korkuyor, yakıştıramıyor... ayazıma sarılıp vuruyorum kendimi yollara, her köşe başı; senin o yoldan çıkacağın izlenimini veriyor, aldatıyor köşebaşları. düşün-üyor-um, neden bu ayaz, neden bu soğuk, neden bu titreme? gülüyorum kendim bile bu düşünceme, bilmiyorum sanki, sebebi(m) SENsin...
İçimde bir akış var hep..Tutamadıklarım buraya akar..Ama çoğunu içimde tutarım..Yansıma buradakiler..Çok uzaktan.. Aynada kendime dokunuyorum ve bunlar yansıyor...
• Yıllar Sonra
BU SAYFADA BULUNAN YAZI VE ŞİİRLER BENİM İZNİM OLMADAN ALINAMAZ...